Platon'un Mağarası
Sanki uzak ülkelere seyahate çıkıp gelen gezginler gibi, küçük bir ayrılığın ardından web sayfamız ile tekrar beraberiz. Belki gittiği fark etmediniz, belki hasretle yolunu gözlediniz ama en çok ne yaptığını, neler yaşadığını, bavulunda neler getirdiğini merak ediyor olabilirsiniz.
Aslında o biraz daha büyüdü. Çok gezdi, çok kişiyle tanıştı, çok çalıştı ve hep okudu... Kendine yeni bir yaşam kazandıran onlarca arkadaşı ile öğrendiklerini ve bilgisini sizlere aktarmak için geri döndü... "Ne gerek var? Benim bilgim bana yeter." Diyebilirsiniz... "Yıllardan beri bu mesleği yapıyorum, daha ne öğreneceğim?" Diyebilirsiniz...
Bunu en güzel felsefi bir bakış ile Platon anlatır. Meşhur filozof, ‘Politeia' adlı yapıtında ‘bilgimizi ya da bilgisizliğimizi' ölçmek için şu hikayeyi örnekler:
"Yeraltında bir mağara tasarla. Mağaranın kapısı bol ışıklı bir yola açılıyor. Mağarada insanlar oturuyor. Sırtları ışığa çevrilmiş ve kollarından, boyunlarından, bacaklarından zincirlerle bağlanmışlar. Öyle ki sadece karşılarındaki mağaranın duvarını görebiliyorlar. Başlarını arkaya çeviremiyorlar. Kendilerini bildikleri andan beri de burada böylece oturmaktalar. Düşünün ki sırtlarının arkasındaki ışıklı yoldan bir sürü nesneler geçiyor. Işık, bu nesneleri mağaranın duvarına yansıtıyor. Şimdi bu insanlar, sadece mağaranın duvarına yansıyan hayalleri görebilirler. O hayalleri meydan getiren nesneleri göremezler değil mi? Bu insanların gözündeki gerçeklik, asıl gerçeklerin duvarda yansıyan hayallerinden ya da gölgelerinden başka bir şey değildir."
Marka danışmanlık, işte o ‘asıl gerçeklikleri' göstermek için geri geldi. Halen Platon'un mağarasında oturan bizlerin, bakış açımızı değiştirdiğimizde neler göreceğimizi göstermek için döndü. Yeni bilgilerle yarınımıza, yeni yüzyıla ışık tutmak için burada. Marka Danışmanlık bir gezgin özlemiyle geri döndü; dostlukla...